12/12/2008 - •Bölüm İki•
•Bölüm İki• İklimya uyandığında yanıbaşında dünyalar güzeli iki tane çocuk gördü.Gülerek yavaşça yataktan doğruldu.İkisininde alnına birer öpücük bıraktıktan sonra banyoya gitti.Elini yüzünü yıkadıktan sonra banyoyu hazırladı.Odasına geri dönüp birşeyler alarak küvetine geri döndü.Kısa bir duştan sonra odasına geri döndüğünde çocukların hala uyuduğunu gördü.Mutfağa giderek güzel bir kahvaltı hazırladı.Bir yandan şarkı mırıldanıyor bir yandanda en sevdiği kahvaltılıkalrı özenle masaya yerleştiriyordu.Kahvaltı masasını son kez süzdükten sonra masaya Lara'nın çok sevdiği, kokusundan vazgeçemediği laleleri bir vazoyla yerleştirdi. Tam o sırada zil çalmıştı.Kahvaltı masasından uzaklaşarak otamata bastı.Eniştesinin geldiğini tahmin ediyordu.Kapıyı açtığında eniştesiyle karşılaşınca gülümsedi.
-Sıcak simit aldım...diyerek elindeki sıcak kokusu hala tüten simit poşedini gösterdi.
İklimya gülerek içeri buyur etti eniştesini. -E çocuklar daha uyanmadı mı? diyerek elindeki poşedi mükemmel gözüken kahvaltı sofrasına bıraktı. -Hayır.Dün bayağı yorulmuşlar oynarken herhalde.Enişte... -Efendim? -Ablamla aranızda sorun yok değil mi? -Yo...Bunuda nerden çıkardın?dedi merakla sandalyeye oturarak. -Ne bileyim.Ablam bana buraya geldikten sonra haber veride gideceğini... -Zaten bi anda çıktı bu işte...Kaç kere dedim yurt dışı işlerini kabul etme diye ama dinlemiyor ki...İlla kariyeri için bunu yapmak zorundaymış... -Haklı ama enişte...Tüm çocukluğu ve gençliği boyunca bu mesleği hayal ediyordu... -Neyse...Hadi çocukları uyandırda kahvaltıyı yapalım...İşe gidicem daha... -Tamam...Sen keyfine bak...Bu arada lütfen kayısı reçeline dokunma...Yiğit'e ayırmıştım onu... -Tamam..dedi yarım ağızla... Ama İklimya odasına giderken çoktan tadına bakmıştı... İklimya odasına geldiğinde çocukları nazikçe uyandırmış ve yüzlerini yıkamalarını tembihlemişti.Mutfağa geri geldiğinde eniştesine çayını koyarken çocuklarada birer meyvesuyu doldurmuştu.Çocuklar babalarını karşılarında görmenin sevinciyle bağıra bağıra mutfağa dalmışlardı. -Babaaa...Babamm gelmijj... -çocuklarr durun...Çayımı döküceksiniz... -Baba ne jaman geldin? -Az önce...Hem oturun bakalım kahvaltıya... Çocuklar babalarının sözlerini dinleyerekkahvaltı masasına oturdular.Neşe içinde kahvaltılarını yapmaya başladılar arada küçük, eğlenceli sohbetlerle...
*** Çalan telefonla kendine gelen Seymen, gözlerini açmadan telefonu eline aldı ve açtı. -Efendim? -Seymen?Hala uyuyor musun?İnanamıyorum saat kaç oldu... -Abla? -Abla ya küçük bey...Hemen kalkıyorsun ve yüzünü yıkıyorsun.Fazla uyumanın zararlı olduğunu bilmiyor musun sen Allah aşkına? -Abla...Yaşımı başımı aldım ben artık her sabah arayıp durmasan kaldırmak için... -Canım bugün apayrı birşey için aradım.Bilirsin zorda kalmasam rica etmezdim... -Tamam anladım...Buse bugünü benimle geçirebilir... -Ah canım kardeşim...Bir tanesin sen...Kızlar çok ısrar edince dayanamadım tekliflerini kabul ettim.Sinemaya gidicezde...Busede çok ses yapıyor...Anlarsın işte mahçup oluyorum... -Abla...Açıklama yapmana gerek yok...hem ben bugün boşum biliyorsun.Cumertesi günleri pek dolu olmuyorum... -Yaşa sen kardeşlerin en yakışıklısı... -Ne zmn getireceksin bıcırığı? -Ne zmn müsait olursan o zmn getiririm canım... -Tamam...Hazırlanın gelin bende kahvaltı edelim... -Tamam Seymenciğim... Seymen telefonu kapatmasıyla banyoya girdi.Kısa bir duş iyi gelmişti yine...Akan su içindeki tüm nefreti, öfkeyi alıyordu sanki...Tüm gece gözünün önünden o kare gitmiyordu...En yakın arkadaşı bunu nasıl yapmıştı O'na?Tüm sırlarını paylaştığı, beraber eğlendikleri zmnlara nasıl ihanet etmişti...Bunları aklından attığı sırada kendini mutfakta buldu kendini...Şaşkınca mutfaktan ayrılarak balkona geçti...Gözlerini kapatarak bedenine serin havanın çarpmasıyla gözlerinden bir damla yaş akıttı.Daha fazla yüreğindeki yaranın kanamasına izin vermeden gözyaşını sildi.Mutfağa giderek vakit kaybetmeden güzel bir kahvaltı hazırladı ablası ve yiğeni için...Herşeyi hazırlamış kahvaltı masasında dalgın dalgın önündeki çatal-bıçaklara bakarken zille irkildi.Yüzüne acı dolu bir gülümseme yerleştirdi.Kapıyı açtığında küçük kız dayısının kucağına atlamıştı bile... -Dayııı... -Bıcırığım... -Nasılsın Seymen? -İyiyim abla...Girsenize içeri...diyerek kapıdan çekilerek ablasına yol verdi Seyda çantasını bir kenara koyarak mutfaktaki yanık kokusuna koştu.görüğü manzarayla hemen kızartma makinasını açtı.Yanan eline buz almak için buzlukla savaç içerisine girdi.Daha sonra pencereleri sonuna kadar açarak havalandırdı.Mutfağın kapısında küçük bir çocuk gibi dudaklarını büzmüş Seymen'i gördüğünde yüzündeki tebessüme engel olamadı.
-Ne zmn büyüyeceksin sen Seymen?Hala adam akıllı ekmek kızartamıyorsun... Seymen gülerek elinden tuttuğu yiğeniyle kahvaltı masasına oturdu.Seyda ise yeniden ekmek kızartıp kahvaltı masasına koydu.Tatlı bir sohbetin içine girerken Seyda küçük kardeşindeki hüznü görebiliyordu gözlerinden...En kısa zamanda bunun nedenini sorması için kendine bir söz verdi.
|
|
Yorum yaz!
|
|
Hakkımda
Seneryo sitelerinde bir kaç denemem vardı...Bunları sadece siteye üye olanlar ile değil tüm internetten yararlanan kişilerle paylaşmak istedim...
Kategoriler
Arkadaşlarım
|