––––•(-• Bölüm Dört •-)•––––
''Bugün acayip derece kötü bir gündü...
Feyyaz Beyin şımarık, ukala, sinir bozucu oğluyla uğraşmaktan sıkıldım...Arabaya kilitledim oh nede güzel oldu...Ama yarın kovulacağımı hissediyorum...Off...
Onu sabah görebildim ancak...Umarım yarın bol bol görürüm...Burçak ve Meriç'in arası gayet iyi.Bir tek buna sevinebildim bugün...İnan gözlerimden uyku akıyor...seninle daha sonra dertleşiriz sır arkadaşım...''
Defteri aldığı gibi sehpanın içine sakladı.Odasının yolunu tuttu sakince...Yatağa girince yarın işe gidip gitmemekte kararsızdı.Kovulacağını duymaktan korkuyordu.Bunlar zihninde yer edinirken çoktan uykuya dalmıştı...Gün ağardığında Burçak çoktan kalkmış kahvaltıyı hazırlamıştı yine...Bu sefer Meriçte ona yarım ediyordu.Meriç:Aşkım, balayından sonra hemen işe başlamayalım...
Burçak:Bilmem ki...Antalyadan döndüğümüzdede yorgun olucağımızı düşünüyorum aslında...
Meriç:Mesaj alınmıştır...Gece gündüz sev beni diyorsun yani...diyerek elindeki ekmek sepetini masaya bırakarak Burçak'a arkasından sarıldı...
Burçak:Aslında mesaj göndermemiştim ama...Sevmek istiyorsan karşı çıkmam...O sırada takım elbiseyle Semen çıkmıştı odadan.Üzerini düzeltmeye daldığından onları görmemişti.Yüzünü Burçaklara dönen Semen kararsızca;
Semen:Burçak sence bej ayakkabı mı daha iyi yoksa beyaz mı?dedi elindekileri gösterrek...
Burçak:Bej daha iyi...
Meriç:Beyaz olmaz bencede...Beyaz ayakkabıları ayakkabılığa kaldırarak bejleri giydi...Salona geri dönüp kahvaltı masasına oturdu.Hep beraber güzel bir kahvaltı geçirdikten sonra Semen işe gitmek için ayrıldı evden...Burçak ve Meriçte ortalığı topladılar beraberce.Ortalığı toplama işleri bitince, Burçak Semen'den birşeyler giyerek dışarı çıktılar...Semen ise siteden çıkıp taksiye bindiği gibi korkutğu iş yerine geldi...Oto parka doğru titreye titreye yürüdü.Kendi arabasını dünkü yerinde bulunca ona doğru ilerledi.Arabaya yaklaştığında yavaşladı.Gördüğü ile dona kaldı...Ömür:Beni mi arıyorsunuz Semen Hanım?Semen:Ama sen..Nasıl çıktın arabadan?Ömür:Zamanında telefon diye bir şey icat etmişler.Bilmiyorsunuz sanırım...Çağ dışında kalmanıza üzüldüm...Semen:Çok kabasın, ukalasın, sinir bozucusun...Ömür:Ah...Biliyorum...Peki bunu babama söylemeye yüzünüz var mı?Semen:Ne demek bu?Ömür:Telefonun diğer hattında babam var...Sizinle görüşmek istiyor...dedi arkasında gizlediği telefonu göstererek...
Semen şaşkınlığını bir an önce atıp telefonu eline aldı.Sesini duymaktan çok korktuğu Feyyaz bey konuşmaya başladı.Feyyaz:Afferim Semen.Seninle gurur duyuyorum...Semen:Efendim? Feyyaz:Oğluma bir sürü şey öğretmişsin...Oğlumu senin eline emanet edebilceğimi biliyordum...Semen:Feyyaz bey ama...Feyyaz:Sus bakıyım...Şimdi muhasebeye uğruyorsun ve...Semen:Feyyaz bey ben...Feyyaz:Lafımı ikide bir bölüp durma kızım....Her neyse muhasebeye uğra ve Feyyaz Bey gönderdi beni de gerisine karışma... diyerek telefonu suratına kapattı.
Semen ise olanları anlamamıştı.Ömür'ün yüzüne bakıyordu şaşkınca...Ömür ise sırıtmakla yetiniyordu...Semen bu durumdan kurtuluverdi aniden.Semen:Babana ne söyledin?Ömür:Olanları...Semen:Delitme beni...Ne söyledin dedim.Sen bu arabadan nasıl çıktın hem?Ömür:Ne kdr gevezesiniz siz?Ömür Semen'in sorularına aldırmadan şirkete girdi.Semen ise deli olumuştu.Arabaya geri döndü.Arabayı süzdükten sonra kollarını iki yana açtı.''Allah'ım bana sabır ver bu çocukla nasıl uğraşıcam ben?''Daha sonra oda Ömür gibi şirkete girdi.Ofisine geldiğinde Ömür'ü masasında otururken buldu.Bilgisayarla uğraşıyordu.Semen:Ne yapıyorsun sen?Ömür:Hiç, hazırladığın haberlere bakıyorum.Çektiğin fotoğraflar ne kadar demode...Hepsinin bakış açısı aynı...Semen:Seni ilgilendirdiğini sanmıyorum...diyerek çantasını küçük koltuğa fırlatarak, sandalyesine bırakıverdi kendini.
Ömür:Muhasebeye uğramayacakmısın?Semen:Of birde o var tabi...Neyse halledip geliyim bari.Yerime bakıver iki dakika.Ömür:Tamamdır...Sen hallet işini...Semen gözü arkada her ne kdr kalsada muhasebeye gitmek için aşağı kata indi asansör ile.Asansörün kapısı açıldığında onu şoka uğratacak kişi karşısında duruyordu...